Mutsuz Hayvanlar Fotoğrafhanesi

0 16

Hayvanat bahçeleri, hayvanlara eziyetin meşrulaştırılmış halinden başka bir şey değildir. Hayvanat bahçelerine ihtiyacımız yok. Üstelik hayvanat bahçelerine hiçbir zaman ihtiyacımız olmadı. Biz nasıl bir canlıyız ki diğer canlıları demir parmaklıklar arkasına kapatıp bundan da sapıkça bir zevk alabiliyoruz? Dahası bunun ne kadar garip olduğu bir çoğumuzun aklının ucundan bile geçmiyor.

Japonya’da “cehennem” adı verdikleri bir alanda koskoca filin küçücük alanda sıkışmasını insanlara göstermek, Amsterdam’daki hayvanat bahçesinde Afrika’dan Hollanda’nın soğuk iklimine getirilmiş zavallı koca gorilin kafes arkasındaki çaresizliğini, Paris’teki şempanzelerin camekan arkasındaki hüzünleri ya da Vancouver’daki deniz memelilerin şaklabanlık adına aquarium adı verilen yerlerde tutulmaları inanılır gibi değil. Türkiye’de de durum pek farklı değil. Öğrendiğime göre dünyada bir ya da iki tane hayvanat bahçesi var tam anlamıyla eko sistemin sağlandığı, hayvanların kafesler arkasında olmadığı ve özgürce insanlarla beraber dolaştığı. Geri kalan hepsinin Avrupa’da da olsa Amerika’da da olsa petshoplardan farkı yok.

Artık internet sayesinde oturduğumuz yerden dünyanın dilediğimiz yerindeki dilediğimiz şeyi öğrenmek gibi bir gerçekliğimiz var. Hiçbir hayvanı öğrenmek için onu demir parmaklıklar ardında görmeye ihtiyacımız yok. Öyleyse neden bu canlılara hala eziyet ediyoruz? Çocuklarımıza hayvan sevgisi kazandırmak için mi? Oradaki esaretten ve bıkmışlıktan, sevgisizlikten bunun pek mümkün olamayacağı bir gerçek. Çocuklarımızla planladığımız pazar etkinliklerimizi hayvanlarla geçirmek istediğimizde hayvanat bahçesinden çok daha cazip, çocuklarımızın iletişimde olabileceği ve duygusal zekalarını geliştirebileceği pek çok seçeneğimiz var.

Öncelikle bizim bilinçlenmemiz, sonra da yeni nesillere hayvanlar üzerinde böyle bir tasarruf hakkımızın olmadığını anlatmamız lazım. Buralara gitmeyip, gidenleri de bilinçlendirmeliyiz.

Yeni karşılaştığım bir haber bu ne zamandır yazılmayı bekleyen yazıma sebep oldu. Fotoğrafçı Eric Pillot “In Situ”adlı serisinde Avrupa’nın çeşitli hayvanat bahçelerindeki hayvanların perişan hallerini fotoğraflamış. Hayvanların kendi doğal ortamlarına hiç benzemeyen, ziyaretçilere hoş görünsün diye gittikçe daha minimal, daha modern dekorasyonlar tercih eden hayvanat bahçelerindeki kafeslerin duvarları üzerine yapılan doğa resimleriyle hayvanlar mı yoksa onları görmeye gelen insanlar mı kandırılmaya çalışılıyor bilemiyorum fakat Pillot’un çalışmasında da görüleceği üzere ifadelerindeki ümitsizliği okumak hiç çok zor değil.

in-situ (1) in-situ (2) in-situ (3) in-situ (4) in-situ (5) in-situ (6) in-situ (7) in-situ (8) in-situ (9) in-situ (10) in-situ (11) in-situ (12) in-situ (13) in-situ (14) in-situ (15) in-situ (16) in-situ (17) in-situ (19) in-situ (20) in-situ (21)

Sanatçının diğer fotoğraflarını görmek için: www.ericpillot.com

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir