Mutsuz Bir Teyzenin Düşündürdükleri

0 16

Küçüklüğümden beri hayvanları çok sevdim. Annem her seferinde kızmasına rağmen sokakta gördüğüm kedi ya da köpeklerin kafalarını okşamadan hayatta geçmezdim. Hatta bir gün hırçın bir kedi tarafından tırmalanıp aşı vurulmam bile onlara karşı olan sevgimi azaltmadı. Küçükken evden gizli gizli peynir kaçırıp kedilere götürürdüm, büyüyünce bir level atlayıp mama almaya başladım.

Üniversite hayatım Üsküdar’da geçti ve Üsküdar kedi-köpek yönünden oldukça bereketli bir yer. Bizim öğrenci evinin bodrum kat ve bahçe içi olması sebebiyle de 2 yıl boyunca kedilerle iç içe yaşadık desem yeri var. Bu kadar yakınınızda olunca da besleme imkanınız artıyor haliyle, biz de bu imkanı bolca kullandık. Bunlar yanı başımızda olduğundan beslemek kolay oluyordu, bir de herhangi bir yerden geçerken peşinize takılan ya da suratınıza bakıp acıklı acıklı miyavlayanlar var. İçiniz acıyor, açtır bir şeyler vereyim deyip bakkal ya da market aramaya başlıyorsunuz.

Bir gün okul çıkışı eve giderken yine böyle hüzün dolu gözlerle bana bakıp miyavlayan bir kediye denk geldim. Hemen yakında da bakkal vardı, girdim bir paket süt aldım. Ama içine boşaltabileceğimiz derin bir kap bulamadık. Ben de etrafta işime yarayabilecek en uygun şey olan boş yumurta kolilerinden birini kullanayım bari dedim. Koliyi aldım kaldırıma çıkıp yumurtaların konulduğu boşluklara süt dökmeye başladım. Fakat paketi birden sıkınca süt boşluklardan taşıp yere aktı. Etrafı aman aman pisletmedim aslında ama yine de sütün bir kısmı kaldırımdan aşağı doğru süzüldü. O esnada “kız!” diye bir ses duydum, hava kararmak üzere ve kış olduğu için etrafta da kimse yoktu. Ses nereden geliyor diye bakınırken önünde durduğum binanın birinci katında bana çok kötü şekilde bakan bir kadın olduğunu fark ettim. Kafamı kaldırdım “bana mı seslendiniz?” dedim. Kadın yüzündeki o hoşnutsuz ifadeyi hiç değiştirmeden, anlamsız bir öfkeyle “etrafı mahvettin, git başka yerde ver!” Kedi-teyzededi. O an gerçekten ne diyeceğimi bilemedim. Benim kış günü kediyi besleyen birini gördüğümde hissedeceğim tek şey mutluluk olacakken, o kadın bu durumu hiç önemsememiş bir de üstüne etrafı pislettiğim için beni azarlamıştı. O şaşkınlıkla beş-on saniye durduktan sonra sadece “teyze ne olacak ki akar gider” diyebildim. Bunun üzerine mutsuz teyze homurdanarak camı kapatıp içeri girdi.

Bizi o esnada dışarıdan izleyen biri için belki bu olay çok basitti. Belki sizin için de basit, bilemiyorum. Ama benim için gerçekten değil. O gün biraz da gereksiz yere azar yemenin burukluğu ve öfkesiyle kadının neden böyle davranmış olabileceğini düşündüm. Çünkü bu kadar öfkelenecek bir durum yoktu ortada ve bir insanın kapısının önüne süt dökülmesine nasıl bu kadar takılacağını aklım almadı, neticede sütü teyzenin halısına dökmedim alt tarafı kapının önü yani… İnsanın kafasının çalışması domino taşlarının ilerleyişine benziyor. Dominoda ilk taş ikinciyi, ikinci üçüncüyü iterken, fikirler de tıpkı böyle başka fikirleri peşlerinden sürükleyerek getiriyor. Bende de böyle oldu ve bu meseleden başlayıp oradan oraya oradan oraya ilerleyerek sonuca ulaştım. İnsanlar bir şeyi nasıl görmek istiyorsa o şekilde görüyor ya da hangi kısmını görmek isterse o kısmını. Ve bu durum en mühim meselelerden tutun en basit meselelere kadar böyle. Bazı insanlarla siyasi bir meseleyi tartışırken siz ne kadar iyi niyetli davranırsanız davranın ve ne kadar hakkaniyetli olursanız olun karşı taraf olayları görmek istediği biçimde görüp algılarken, iyilik yapıp bir hayvanı beslediğinizde de meselenin “merhamet” boyutunu görmeyip etrafı pisletmenize takılanlar çıkıyor. Bu böyle. Yine de hayat güzel. Çünkü mutsuz teyzelerin tüm azarlarına rağmen şuan birileri bir yerlerde bir kediye muhakkak yemek veriyordur ve vermeye de devam edecektir. Mutsuz teyzeler de kızmaya tabii. Çünkü bu böyle.

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir