Tuz ve Bize Yaptıkları

0 13

Ben turşuyu çok severim.. Her turşu yediğimde, böbreklerim benimle konuşur, bana kızar :( “Yaşın daha genç iken bil bizim değerimizi, kaybedince çok ağlarsın” der. Tuz, vücudumuzda öyle önemli bir mekanizmanın baş rolünde ki; fazla tüketildiğinde, tansiyon dediğimiz, kan basıncı düzenimiz alt üst olur, böbreklerimiz fonksiyonlarını kaybetme derecesine gelir. Tuz, toplumumuzda fazla tüketildiği için, etrafınızda sayısız hipertansiyon hastası yada diyaliz hastası ile karşılaşabilirsiniz.

Bir kişinin günlük ihtiyacı olan tuz miktarı 3-7 gr arasındadır. Ortalama 5 gr denilebilir. Ancak ülkemizde bu oran, yaklaşık 4 katı kadar daha fazladır. Ben her ne kadar, turşu ve konserve tüketimini düşününce en fazla kullanım oranının Karadeniz Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu olduğunu düşünsem de, başı İç Anadolu ve Akdeniz Bölgesi çekmekte. En az tuz tüketimi ise, yemeklerine ve beslenme şekillerine hayran olduğum Ege Bölgesi :) Bu arada Avrupa’da da tuz tüketimi çok sağlıklı bir oranda diyemeyiz. Günlük minimum 10 gram kadar da Avrupa tüketimi söz konusu. Hal böyle olunca, tuzun sebep olduğu hastalıklar oranı da başı çekiyor.

Peki neden bu kadar çok tüketiyoruz? Çünkü tükettiğimiz hazır besinlerin içerisindeki tuz miktarı da azımsanamayacak kadar çok. http://www.dreamstime.com/-image22426922Daha düne kadar ekmek içerisinde bulunan tuz miktarı tartışılıyordu hatırlarsanız. Ekmekten turşuya, konserveye, ketçap, mayoneze kadar her şeyde bulunan tuz miktarı baş suçlu :) diğer suçlu da kontrolsüz tüketen bizler tabi ki.

Tuz, yani sodyum, öncelikle vücut sıvı elektrolit dengesini, kan basıncını, kemiklerdeki kalsiyum kullanımını yönetmekte. Dolayısıyla fazla tüketildiğinde, kan basıncı yükselir, hipertansiyon hastalığı oluşur, idrardan kalsiyum atılımı artar ve kemiklerde kalsiyum eksikliği oluşur. Ama en önemlisi, hipertansiyon. Kontrol altına alınmadığında, kalp yetmezliğine kadar giderek, hayati risk oluşturur. Ayrıca damarlardaki kanlanma sorunu, dolaşımda pıhtı oluşmasına zemin hazırlayarak, beyin kanaması yada felç gibi, aslında hipertansiyonun tedavi edilmesiyle önlenebilecek hastalıklar oluşturur. Ayrıca her böbreğin bir tuz atım kapasitesi farklıdır ve eğer bu kapasiteden fazla tuz tüketimi olursa, böbrek fonksiyonlarını kaybetmesine, böbrek yetmezliği denilen tablonun ortaya çıkmasına sebep olur. Sağlıklı çalışmayan bir böbrekle (yada iki böbrekle) sağlıklı bir sıvı elektrolit dengesi sağlanamaz, kan basıncı düzenlenmesi daha zor olur, ilerleyen dönemde ölümle sonuçlanabilir.

Tuz dengemizi nasıl sağlayabiliriz? Günlük ihtiyacımız olan tuz miktarını bir çay kaşığının 1/4’ü olarak ölçütlendirebiliriz. Satın aldığımız her türlü hazır gıdanın etiketini okuma alışkanlığı edinerek, tuz miktarına göre tuz kullanımımızı değiştirmeli ve kontrol altına almalıyız. Yemeklerin tadına bakmadan tuz atmamalı, yemeklerde tuz yerine baharat kullanarak, tuz tüketme isteğimizi azaltabiliriz.Hatta deniz tuzu daha sağlıklı olduğu için, deniz tuzu kullanmalıyız. Ve en en önemlisi, bol su içmeliyiz. Tuz tüketimimizi en yararlı hale getirmenin yolu, günlük su tüketimini 2 litre civarında tutmaktan geçiyor. Bu miktarı eğer abartırsanız, her şeyin fazlası zarar mantığıyla, vücuttaki kalsiyum ve önemli minerallerin idrar yoluyla fazla dışarı atılmasına sebep olur, beraberinde tansiyon düşmesi ve bayılmalar meydana gelir. Su, hayattır diye bir slogan vardı, aynen öyle. Su gerçekten hayattır, sağlıktır.

Sağlıklı günler hepimizin olsun.

YORUM YAP

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir